Aziz Malachias'ın kehaneti, son Papa ve Yedi Tepeli Şehir

Bugün bir istisna yapıp, 3.Mart 2005'de RADİKAL'de yayınlanmış bir yazımı buraya alacağım ve yazının devamını yazacağım. Önce yazıyı sunuyorum:


Antikapitalist Papa: II. Jean Paul

İrlandalı Aziz Malachi, 1143 yılında papalarla ilgili bir kehanette bulunmuştu. Bu kehanete göre, Vatikan'da, her birinin adı, Latince yarım cümlelerle sembolize edilen 111 Papa tahta çıkacaktı. Bu kehanet bugün tartışmalı bile olsa, 'Güneşin sıkıntısından' (De labore solis) sözüyle işaretlenen günümüzün 110'uncu Papası İkinci Jean Paul'ün, doğduğu gün güneş tutulduğu için bu sıfatla anıldığına inanan Hristiyanların sayısı hiç de az değil. Papa ağır hasta. Kehanetin mantığını sürdürecek olursak, son Papa'nın sıfatı 'şanlı zeytin' (Gloria Olivae) olduğuna göre, bu kez siyahi bir Papa seçilebilir. Nitekim böyle bir aday da var. Afrikalı siyahi kardinal Arinze'nin yeni Papa olması ihtimali oldukça yüksek. 
84 yaşındaki parkinson hastası Papa İkinci Jean Paul'ün geçirdiği son ameliyat sonucu artık konuşmasının mümkün olmadığı basına yansıdı. Papa, ebedi suskunluğundan önce, siyasi mirasını ortaya koyduğu kitabını yayımlayarak, susmak ne kelime, ölümünden sonra da konuşacağının sinyalini vermiş bulunuyor. Kitap şimdiden büyük yankı uyandırdı. İki Polonyalı filozof ile yaptığı sohbetlerinden derlediği 224 sayfalık 'Memoria e Identita' (Hatırlatmak ve Kimlik) 23 Şubat günü, aynı anda 11 dilde birden yayımlandı. Kitap, kapitalist sistemin çok ağır bir eleştirisini içeriyor. 
Papa, 'Dünyada sanki Tanrı yokmuş gibi yaşamak, iyi-kötü (ayrımı) düzeninin dışında yaşamak demektir' diyor ve insanların bilinçli olarak inançtan uzaklaştırıldıkları bir 'anti-dindarlık'tan söz ediyor. Papa'ya göre anti-dindarlık projesi, muazzam büyük finansal kaynaklarla çalışıyor; hem de tek tek uluslar bazında değil, dünya bazında. Gerçekten de ekonomik güç odakları bu kaynaklarla kendi bekaalarını, gelişmekte olan ülkelere dayatıyorlar. Papa buradan yola çıkarak "İnsan haklı olarak bütün bunlara bakıp, sistemin, sinsice demokrasi görüntüsü arkasına saklanan totaliterizmin başka bir biçimi olup olmadığını soruyor" diyor. Papa, kutsal kitabı inkâra götüren ideolojilerin, demokrasiyi savunarak ortaya çıktıklarını ve parlamentoların da buna demokrasi adına onay verdiklerini yazıyor. En ilginci de Papa'nın insanları, 'Batı'nın (sistemin) baştan çıkarıcılığı'na karşı uyarması. 
Papa II. Jean Paul, 1995 yılında yayımladığı bir fermanında da (Enyzklica 'Evangelium Vitae') özellikle üzerinde durduğu, 'hayatın korunması' konusuna özel bir önem atfediyor. Papa aynı fermanda, demokrasi idealinin 'temelde kendi kendine ihanet ettiğini' söylüyordu. Fakat Papa'nın kuşkusuz en ilginç fermanı, 1991'de yayımladığı 'Centesimus Annus fermanıydı. Papa orada 'kapitalizmi ve komünizmi, insanı kültüre ve ahlaka yabancılaştırmak'la suçluyordu. Yayımlanan son kitabıyla Papa'nın bu fikirlerini değiştirmek bir yana, daha da keskinleştirdiği görülüyor. 
1991 yılında Sovyetler Birliği'nin tarihe karışmasıyla birlikte, dünya çapında hükmü olan son antikapitalist otoritenin de tarihe karıştığı düşünülüyordu. Gerçi Sovyetler Birliği'ndeki ekonomik sistem asla kapitalizmin zıddı ve alternatifi değildi. Sosyalist sistem, kapitalist patronlar yerine komünist partili imtiyazlı nomenklatura sınıfının geçtiği bir çeşit planlı ulusal-kapitalizmdi. Tarihin garip bir cilvesi olarak, bugün kapitalizme gerçekten karşı olduğunu söyleyen ve bunu fütursuzca ifade eden, dünya çapında tek bir otorite bulunmaktadır o da Papa İkinci Jean Paul'ün başında bulunduğu Vatikan'dır. 

Yazı elbette esasen, o dönemde "kapitalizm" sözünü ağzına almayanları eleştiren temelde yazılmıştı. Burada 111 sayısının esas alınması, Hristiyan çevrelerde de bu kehanet sayısının genellikle "111" diye telaffuz edilip, sonuncu Papa'ya (112'inci Papa'ya) ayrı bir yer bahşedilmesinden kaynaklanıyor. Kehanete göre en son Papa, görev dönemini tamamlayamayacağı için, 111'lik Papalar zincirinin ardından gelen en sonuncu sayılıyor ve bir sonu temsil ediyor.
Yazıyı, Papa İkinci Jean Paul'ün ölümünden sonra yazmıştım ve görevini tamamlayacak son Papa'nın (yani 111'inci Papa'nın), şimdiye dek biri bile şaşmamış kehanetteki tarife uyarak "Gloria Olivae"ye (Şanlı Zeytin) uygun olabileceğini düşünmüştüm. Burada benim naif tahminim, siyahi bir Papa'nın seçilebileceği yönündeydi. Ama tabii "Zeytin", bir insanın ille de derisinin rengini belirten bir sözcük deüildir. Nitekim yeni Papa, 547 yılında ölen Nursialı Benedictus'un adını alarak kehaneti -herşeye rağmen- doğru çıkardı. Ermeni ve Anglikan Kiliselerinde ermiş sayılan Benedictus, ünlü "Benediktinliler" tarikatının kurucusudur ve be bu tarikatın 21 kolundan biri olan Olivetanlılardan da anlaşılacağı gibi, işareti Zeytin'dir.
Görev süresini tamamlayamadan Roma'dan ayrılmak zorunda kalacağı söylenen en son (112'inci) Papa, Malachias kehanetinde "Pertus Romanus" diye adlandırılıyor. "Romalı Petrus". Belki buradan, seçilecek yeni Papa'nın Romalı İtalyan bir din adamı olabileceğini çıkarmalıyız. Ve Petrus, aynı zamanda Papalığı kuran Havaridir. Ama başka bir ihtimal, Türklerin çok ilgisini çekti.
1948 Gana doğumlu seyyar Kardinal Peter Kodwo Appiah Turkson, Papa seçilebilecek din adamlarından biri olunca, Türk basınında garip yorumlar yapıldı.
Kehanete göre son Papa döneminde "Yedi Tepeli Şehir yerle bir olacak ve Papa şehirden kaçacak" (veya öldürülecek).
Burada kehanetin çok açık bir şekilde Roma'ya işaret etmesine rağmen Türk gazeteleri, "Bu şehrin İstanbul da olabileceği konusunda yorumlar var" gibi haberler yapyılar. Elbette tamamen uydurmadır -böyle yorumlar yok! İstanbul'un da yedi tepeli bir şehir olmasına ve asıl adının "Doğu Roma" olmasına rağmen yok, çünkü İstanbul'da Papalık diye birşey yok. Ama bu yorumlar, gene de, Türkiye'de bir korkunun ve beklentinin ilanıdır. İstanbul'un da yıkılabileceği ihtimali bizzat Türkler tarafından bu şiddetle dile getiriliyorsa ve Ganalı Kardinalin "Turkson" olan soyadına bakıp buradan, "Türk son" sonucu çıkarılıyorsa, bu ihtimal gerçekleşebilir!
Türkler kendi zorlama yorumlarıyla, Yedi Tepeli Şehir İstanbul'un ille de yıkılacağını iddia ederlerse, buna söyleyecek söz olmaz! Ama kehanet burada galiba başka bir şey söylüyor. Vatikan'a 16'ıncı yüzyıldan beri Romalı olmayan Papa'lar seçiliyor. Bu kez bir Romalı mı seçilecek, adı Peter/Petrus mu olacak? Bunları göreceğiz. Tabii en büyük sürpriz, seçilen Papa'nın kehanete uymaması olur.